Nouvelles d'Armenie    
Letter to My Beloved by Rakel Dink 23 January 2007


“Letter to My Beloved” by Rakel Dink 23 January 2007

“I was chosen to be the spouse of my ‘chutak.’ I am here today full of immense grief and dignity. My children, my family, you and I are very mournful. This silent love bestows upon us some fortitude. It enables us to experience within us a sorrowful contentment. In the Bible Johannah 15:13, it is stated that there is no greater love than people giving up their life for the sake of their friends.

My dear friends, today we send off half of my soul, my beloved, the father of my children and your brother. We are going to actualize a march without any slogans and without showing any disrespect to those around us surrounding us. Today we are going to generate immense sound through our silence.

Today is the beginning of the day when the [darkness of the] gorges rise into brightness.

Whoever the assassin may be, whatever his age may be, either 17 or 27 [years’ old], I know that he was once upon a time a baby. My brothers and sisters, one cannot accomplish anything without first questioning the darkness that creates an assassin from such a baby...

My brothers and sisters,

It was [Hrant’s] love for honesty, for transparency, for his friends that brought him here. His love that challenged fear made him great. They say “He was a great man.” I ask you, “Was he born great ?” No ! He too was born just like us. He did not come from the heavens ; he too was [created] from earth. A body that rots just like ours ! But what made him great was his living spirit ; his deeds, his style, and the love in his eyes and his heart. It was what he did, the style he chose, the love in his heart that made him great.

A person does not become great naturally ; it is through his deeds that he becomes great... Yes, he became great because he thought great things and pronounced great words. You too all thought great things by coming here. You talked great through your silence ; you too are great. But do not let this suffice ; do not be content with this much alone.

He marked the birth of a new era in Turkey today and you have all been his seal. With him changed the headlines, dialogues, and bans. For him, there were no taboos or forbidden topics. As it is stated in the Scriptures, it all sprung from his heart. He paid a great price. Futures for which great prices are paid can only be accomplished through loving Hrants, believing in Hrants ; not with hatred, insults, by holding one blood superior to another. This rise is only possible if one sees and respects the other as oneself, if one assumes to be the other.

They separated him from the heaven of his home he had created with the help of Jesus. They made him spread his wings to the eternal celestial heavens. They made him spread his wings to the celestial heavens before his eyes tired out, before his body had the chance to age, before he could become sick, before he could spend enough times with his loved ones.

We too shall come, my beloved. We too shall come to that matchless heaven. Love and love alone enters there. Love and love alone that is superior to the speech of humans and angels, to prophecy, to mastery of all the mysteries, to faith that moves mountains, to almsgiving all one possesses, to even giving up one’s body up to flames [only that love] will enter that heaven. There we shall live together forever in true love. A love that is not jealous of anyone, a love that does not covet the property of anyone else, a love that does not murder anyone, a love that does not belittle anyone, a love that holds one’s brother and sister more dear than oneself, a love that abandons one’s own allocation, a love that demands the rights of one’s brother and sister. A love that is found in the Messiah. And a love that has been poured onto us.

Who could forget what you have done, what you have said, my beloved ? Which darkness could erase them ? Who could have what has happened, what is happening forgotten ? Could fear have them forgotten ? Could life ? Could injustice ? Could the temptations of the world ? Or could death have them forgotten, my beloved ? No, no darkness is capable of having them forgotten my beloved.

I too wrote you a love letter, my beloved. Its cost was dear to me too, my beloved. I owe it to Jesus that I was capable of penning this [letter], my beloved. Let us give his due to Him, my beloved. Let us give back everyone their due, my beloved.

You departed from those you loved ; you departed from your children, your grandchildren. You departed from those hear who came to send you off, you departed from my embrace. You did not depart from your country.”

TURKISH ORIGINAL :

BİA Haber Merkezi 23/01/2007 Rakel DİNK BİA (İstanbul) - Rakel Dink, eşi gazeteci Hrant Dink’i uğurlarken, on binlerce kişiye "Sevgiliye Mektup"unu okudu. Mektuba, yalnızca kendisinin ve torunları Nora’nın kullandığı, Hrant Dink’in takma adıyla, "Çutağım" (kemanım) diyerek başladı.

Aşağıda, Rakel Dink’in mektubunun tam metnini yayınlıyoruz...

Çutağıma eş olmak bana verildi. Bugün çok acılı ve onurlu olarak buradayım. Ben, çocuklarımı, ailem ve sizler çok acılıyız. Bu sessiz sevgi biraz olsun bize güç katıyor. Kederli bir sevinç yaşatıyor. İncil’den Yuhanna 15:13’te hiç kimsede, insanların dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur der. Sevgili dostlar, bugün bedenimin yarısını, sevgilimi, çocuklarımın babasını, sizin kardeşinizi uğurluyoruz. Sağdakine, soldakine, öndekine, arkadakine rahatsızlık saygısızlık vermeden, sloganlar pankartlar açmadan sessiz bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz. Bugün sessizlik ile büyük bir ses yükselteceğiz. Bugün derinliklerin ışığa yükseldiği günün başlangıcıdır.

Yaşı kaç olursa olsun ; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim...

Kardeşlerim,

Onun doğruluğa olan sevgisi, şeffaflığa olan sevgisi, dostuna olan sevgisi onu buraya getirdi. Korkuya meydan okuyan sevgisi onu büyüttü. Diyorlar ki "O büyük bir adamdı." Size sorarım :"O büyük mü doğdu ?" Hayır ! O da bizim gibi doğdu. O gökten değildi o da topraktandı. Bizim gibi çürüyen bir beden ! Fakat yaşayan ruhu, yaptığı iş, kullandığı üslup gözlerindeki, yüreğindeki sevgi onu büyük yaptı. İnsan kendiliğinden büyük olmaz. İnsanı yaptıkları büyük yapar... Evet o büyük oldu, çünkü büyük düşündü, büyük söyledi. Bugün buraya gelerek hepiniz büyük düşündünüz. Sessizce büyük konuştunuz, siz de büyüksünüz. Bu günle kalmayın bu kadarla yetinmeyin.

O, bugün Türkiye’de milat yaptı sizler de mührü oldunuz. Onunla manşetler, onunla konuşmalar, yasaklar değişti. Onun için dokunulmazlar veya tabular yoktu. Kelamda dediği gibi yüreğinden taştı. Büyük bir bedel ödedi. Bedellerin ödendiği gelecekler Hrantları severek Hrantlara inanarak olur, nefretle, hakaretle, kanı kandan üstün tutarak olmaz. Bu yükseliş karşındakini kendin gibi görerek kendin gibi sayarak, kendin sayarak olur.

Hisusun yardımıyla yarattığı ev cennetinden ayırdılar. Göksel ve ebedi cennete kanat açtırdılar. Gözleri daha yorulmadan, bedeni daha yaşlanmadan, daha hasta olmadan, sevdiklerine doymadan kanat açtırdılar göksel cennete.

Biz de geleceğiz sevgilim. Biz de geleceğiz o eşsiz cennete. Oraya yalnız ve yalnız sevgi girer. İnsanların ve meleklerin dillerinden üstün olan, peygamberlikten üstün olan, bütün sırları bilmekten üstün olan, dağları yerinden oynatacak imandan üstün olan, varını yoğunu sadaka vermekten üstün olan bedenini yakılmaya teslim etmekten daha üstün olan yalnız ve yalnız sevgi girecek o cennete. Orada gerçek sevgi ile bir arada ebedince yaşayacağız. Kimseyi kıskanmayan sevgi, kimsenin malında gözü olmayan sevgi, kimseyi öldürmeyen sevgi, kimseyi aşağılamayan sevgi, kardeşini kendinden üstün tutan sevgi, kendi hakkından vazgeçen sevgi, kardeşinin hakkını arayan sevgi. Mesih’te bulunan sevgi. Ve bize dökülmüş olan sevgi.

Yaptıklarını, konuştuklarını kim unutabilir sevgilim ? Hangi karanlık unutturabilir sevgilim ? Olmuşları, olanları kim unutturabilir ? Korku unutturabilir mi sevgilim ? Yaşam mı ? Zulüm mü ? Dünyanın zevki sefası mı sevgilim ? Yoksa ölüm mü unutturacak sevgilim ? Hayır, hiçbir karanlık unutturamaz sevgilim.

Ben de sana yazdım aşk mektubunu sevgilim. Bana da ağır oldu bedeli sevgilim. Bunları yazabilmeyi Hisusa borçluyum sevgilim. Onun da hakkını ona verelim sevgilim. Herkesin hakkını herkese geri verelim sevgilim.

Sevdiklerinden ayrıldın, çocuklarından, torunlarından ayrıldın. Burada seni uğurlayanlardan ayrıldın, kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın.

vendredi 16 mai 2008,
Stéphane ©armenews.com


CET ARTICLE VOUS A PLU ?  POUR AIDER LE SITE A VIVRE...
Envoyer l'article à un ami
Destinataire  :
(entrez l'email du destinataire)

De la part de 
(entrez votre nom)

(entrez votre email)

    
     Imprimer l'article